Nereye Bakıyor Bu Adamlar?

Nereye Bakıyor Bu Adamlar

Zeki Alasya ve Metin Akpınar‘ın başrollerinde oynadığı 1976 yapımı “Nereye Bakıyor Bu Adamlar” adlı filmi hatırlayan var mı?

Film boyunca basit bir soruya cevap aranıyor: “Nereye bakıyor bu adamlar?

Filmdeki komik bir diyalog arasında sorulan beyin yakan bu soru günümüz dijital çağının tasarım ve ürün geliştirme süreçlerinde tesadüfen bir yansıma buluyor ve bu yazının konusu için bana ilham oluyor.

“Ne ifade ediyor bu?”
“Bakın, anlatayım!”
“Ne anlatacaksın ulan, ne anlatacaksın? Nereye bakıyor bu adamlar?”
“Nereye istersek oraya, efendim.”

“Nereye istersek oraya bakıyorlar, efendim!” Gerçekten mi?

Nereye bakıyor bu kullanıcılar?

Tasarımcılar olarak kullanıcıların bakışlarını doğru bir şekilde yönlendirebiliyor muyuz?

Gerçek dünyada insanlar belirli hedeflere ulaşmak için sürekli bir şekilde bilgiyi arar, toplar, tüketir ve paylaşırlar. Sonuca ulaşmak için alâkasız olan her şeyi görmezden gelerek ya da engelleyerek enerji tüketimlerini asgaride tutmaya çalışırlar.

Bunu, akıllı telefonlarınızdaki enerji tasarrufu modu gibi düşünebilirsiniz. Nihai hedefe ulaşmak (örneğin, günün sonunda toplu taşıma ile eve giderken okuyacağınız güzel bir makale, sevgiliyle mesajlaşmak, Spotify’dan müzik dinlemek vb.) için gün içinde telefonunuzdaki enerjiyi korumalı, arka plandaki gereksiz uygulamaları kapatmalısınız.

Sanal dünyada da durum farklı değildir. Bilgisayar başına oturan kullanıcı, aradığı bilgiye ulaşmak için tıpkı gerçek dünyadakine benzer bir tutum sergiler: Önemli bilgileri toplar ve gereksiz olanları görmezden gelir.

Information Scent nedir?

Kullanıcılar, aradıkları bilgiye ulaşmak için enerjilerini tasarruflu kullanma eğilimindedirler dedik.

Bu doğru bilgiye ulaşma sürecine ‘yem arama’ (information foraging) ya da ‘bilginin izini sürme’ (information scent) adı verilir.

Stuart Card ve Peter Pirolli tarafından öne sürülen bu teorinin kökeninde internet kullanıcılarının bilgi toplarken davranışlarının “yiyecek için ava çıkmış ilk ataların” davranışlarının bir yansıması olduğu düşüncesi vardır.

Kullanıcı ilk olarak ekranın hangi noktasına bakar, sonrasında bakacağı yer neresidir?

Soldan sağa okunan bir kültürde yetişmiş bir kullanıcı muhtemeldir ki, dijital bir ekranı soldan sağa tarayacaktır (tam tersi bir okuma düzeninden gelen bir kullanıcı ise sağdan sola tarar). Bunu yaparken de genellikle ekranın en uç köşelerini görmezden gelir.

Çünkü kullanıcılarda, bilgisayar ekranının üst köşelerinde bulunan logo, motto, menü gibi görece daha az önemli tasarım elemanlarına dair kazanılmış bir ön bilgi mevcuttur.

Bu yüzden kullanıcılar ekranın köşelerine yerleştirilmiş tasarım elemanlarını görmezden gelirler ve bakışlarını çoğunlukla ekranın orta kısımlarında gezdirirler, kültürel alışkanlıklar, geçmiş deneyimler ve beklentiler ışığında ekranı tararlar.

Turna.com home page.

Ekrana baktıktan hemen sonra kullanıcı, bakışlarını kendi kültüründeki okuma düzeninde hareket ettirmeye başlar.

Kullanıcıyı, bu normal okuma akışının dışına çıkarmak (ilgisini çekmek) için büyük görseller, yanıp sönen yazılar (artık demode olmuş bir yöntem), animasyonlu bannerlar veya videolar kullanabilirsiniz.

Burada bir kavrama daha değinmek istiyorum: ‘Zihinsel Model’ (Mental Model).

Zihinsel Model Nedir?

James Clear‘ın tanımıyla zihinsel model “… bazı şeylerin nasıl çalıştığına dair bir açıklamadır. ‘Zihinsel model’ kelimesi hayatı anlamamızı kolaylaştıran ve zihnimizde bulunan her türlü kavram, çerçeve veya dünya görüşü için kullanılan kapsayıcı bir terimdir.”

Konumuz bağlamında ise zihinsel model, kullanıcının görmek istediği şeylere ve bu şeyleri ekranın neresinde görmek istediğine dair kafasında hazır bulunan bir ön bilgidir. Kullanıcılar, kafalarındaki bu zihinsel modellere göre bir ekrana bakma (ve çevrelerindeki şeylerle etkileşime geçme) eğilimindedirler.

Örneğin, sıklıkla gittigidiyor.com’dan alışveriş yapan bir kullanıcı başka bir online alışveriş sitesine girdiğinde, arama kutusunu görebilmek için pek muhtemeldir ki, ekranın üst orta kısmına bakacaktır. Bu yüzden bu ve benzeri sitelerin açılış sayfalarına baktığınızda birbirlerine yakın tasarımsal düzenlemeler görmeniz çok doğaldır.

Aşağıdaki üç farklı online alışveriş sitesinin açılış ekranlarının görüntülerine bakın. Arama kutularının sayfadaki konumlarının birbirlerine ne kadar benzer olduğunu göreceksiniz.

Gittigidiyor

gittigidiyor.com‘un açılış sayfası. Arama kutusu sayfanın üstünde ve ortada.

Morhipo morhipo.com‘un açılış sayfası.

Trendyol trendyol.com‘un açılış sayfası. Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi arama kutusu ekranın yukarısında ve ortada.

Şimdi… Bu kadar gevezelik ettik. “Ben bu bilgileri nasıl ve nerede kullanacağım?” diye okuyucu kendine soruyor olabilir. Toparlayalım.

Kültürel okuma yönü, kullanıcıların ekranı tarama şekli ve zihinsel modeller ile ilgili söylediğim şeyleri bir kontrol listesi (checklist) haline getirip tasarımlarınıza uygulayabilir veya mevcut tasarımlarınızı bu listeye göre değerlendirebilirsiniz.

Kontrol Listesi

  • Bir web sitesi veya uygulama tasarlıyorsanız önemli olduğunu düşündüğünüz tasarım elemanlarını ekranın köşelerine atmayın. İnsanlar, genellikle bu köşeleri görmeyeceklerdir.

  • Sayfadaki en önemli tasarımsal elemanları (başlık, açıklama metni veya kullanıcıların odaklanmalarını istediğiniz diğer şeyleri) kullanıcıların bakmaya alışık oldukları noktalara yerleştirin (yukarı orta veya orta).

  • Bir arayüz tasarlarken rakipleri inceleyin ve çeşitli tasarım kalıplarını (örneğin arama kutusu, menü, ödeme ekranı vb.) nasıl uyguladıklarını, neyi doğru neyi yanlış yaptıklarını anlamaya çalışın. Bu işlem size, kullanıcıların zihinsel modellerine dair ipuçları verecektir.

  • Tasarım yaparken, insanların kendi kültürlerindeki okuma düzenlerini hesaba katın.

Kaynakça:

  1. 100 Things Every Designer Needs to Know About People, Susan M. Weinschenk
  2. Web User Behaviour Directed by Information Scent, Interaction Design Foundation
  3. Mental Models, James Clear

İçerikler

Halil İbrahim Çakıroğlu
Designer, CSS Author, Ukulele Lover